• • Akşam
    • Birgün
    • Bugün
    • Cumhuriyet
    • Dünya
    • Fanatik
    • Fotomac
    • Fotospor
    • Güneş
    • Hürriyet
    • Milli Gazete
    • Milliyet
    • Posta
    • Radikal
    • Referans
    • Sabah
    • Star
    • Takvim
    • Tercüman
    • Türkiye
    • Vakit
    • Vatan
    • Yeni Asya
    • Yeni Şafak
    • Zaman
  • Karakter Boyutu
    Profesyonel Askerlere Karşı Silahsız Siviller
    Nuray Canan Bezirgan
    04 Haziran 2010 Cuma 18:49

    Beyazıt’tan Şehid Cevdet Kardeşimizin cenazesinden döndüm şimdi. Herkes çok üzgün ve bir o kadar da öfkeli. 

    Gazze’ye yardım götürmek amacıyla yola çıkan filoya Siyonist İsrail’in müdahalesi sonucu büyük bir telaş yaşandı, yaralananların yanı sıra şehit olanlar da oldu ve İsrail dünyaya ne denli azılı bir vampir olduğunu bir kez daha kanıtladı.

    Olaylar çok üzücü, Levent’te ki konsolosluk eylemi ve bugün ki cenaze töreninde de birçok arkadaşın olaylarla ilgili sorgulama yapmaya başladığını gördüm. Birçoğumuz artık resme farklı perspektiflerden bakma zamanının geldiğini düşünüyor.

    Mavi Marmara’nın temsil ettiği bu başkaldırı bir sivil itaatsizlik hareketiydi. Dini, dili, ırkı birbirinden farklı ancak amacı aynı: Gazze’ye yardım ulaştırmak ve dünya kamuoyunun dikkatini o coğrafyada İsrail’in uyguladığı ambargolarla adeta ölüme terk edilen mazlum Filistin halkına, Gazze’ye celp etmek idi.

    Amacımızın bu denli ulvi olması, kullandığımız metodun da bu ulviyete yaraşacak nitelikte olmasını gerektirir.
    Zira gemilere müdahale edeceğini ve asla Gazze’ye ulaşmasına izin verilmeyeceğini defalarca tekrar eden İsrail Terör Devletinin karşısına, silahsız sivillerle çıkmanın ciddi ve mantıklı bir izahı yapılabilinir mi bilemem. Ancak Bülent Yıldırım’ın açıklamalarını dinlediğimde bir kez daha şaşırdığımı itiraf etmeliyim.

    “Biz aşağıda onların yaralanan askerlerini tedavi ediyor, su veriyorduk. Yukarıdan şehid haberleri geliyordu, biz ise dünyaya haklı olduğumuzu göstermek için onlara zarar vermedik, yaralarını sardık”
    diyordu.

    Diğer aktivistler kendi iradeleri doğrultusunda -ölüm dâhil her şeyi göze alıp yola çıkma tercihlerini kullanmış olabilirler. Bu, ancak vicdan sahiplerinin takınabileceği takdire şayan bir davranıştır elbette. Malı, canı ve namusu için saldırıya uğrayan ve bunu savunurken öldürülen şehiddir, buna kimsenin bir itirazı yok.

    Fakat “Eli silahlı profesyonel askerlerin önüne savunmasız insanları ‘aslanın önüne atılmış pay misali’ sürmenin ve buna “şehadet” mefhumunu alet etmenin sorgulamasını kim yapacak?” Zira aşağıdaki ayet mealleri bize mücadele teknikleri hakkında altın kurallar sunmakta.

    “Ey İman Edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz.” Nisa 71

    “Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üstelik ilk önce size saldırmaya başlayanlara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce Allah'dan korkmalısınız.” Tevbe 13

    Neticede bu sivil itaatsizlik farklı inançlardan müteşekkil insanların ortak konsensüsü sonucu  oluşturuldu. Bu eylemde yeralan STK ve aktivistlerin ortak amacı dünya kamuoyunun  aslında bildiği, gördüğü ve hatta desteklediği bir dramı, yine aynı kamuoyunun gözüne sokma çabasıydı.

    Bu emperyalistler rahat ve konfor içerisinde yaşamalarını, işgal edilmiş halkların sefaletinden devşirdiklerini biliyorlar bu yüzden canı yanan müslümansa susuyorlar? Canları yanmadığı sürece sessizlikleri sürecek emin olun.
     
    Bu bağlamda Türkiyeli Müslümanların neyi neden yaptıklarını bildikleri gibi, bunun Kuran ve sünnete ne denli uygun olup olmadığını da tetkik etmeleri gerekmektedir. Eli silahlı kişilerin karşısına bile bile silahsız bir şekilde çıkmak ya da çıkarılmak bir vebali de beraberinde getirebilir.
     
    Rabbimiz bizden kâfirin önüne gidip beyaz bayrak çekmemizi değil, onun bize davrandığı gibi davranmamızı istiyor. Öldüren öldürülmeyi hak eder.

    “Bundan dolayı onları harpte yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.” Enfal 57

    Karşılarına dikileceksek onlar gibi silahlanarak dikilelim, şehit olacaksak vuruşarak olalım diye düşünüyorum aslında. Bütün dünya kınasın ne çıkar? Allah razı olsun yeter. Zalimler korksun zulmetmekten, bedel ödeyeceklerini bilsinler. Irkı, inancı, coğrafyası fark etmez Müslüman’ın kılına dokunduklarında ellerinin kırılacağını bilecekleri günler gelsin.

    Sonra dönüp bu ayetin İsrail’i ilk tanıyan ve sürekli işbirliği halinde olan Türkiye için ne anlama geldiğine bir bakalım.

    “Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.” Mumtehine 9

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının bu menfur baskın üzerine yaptığı açıklamaya bakalım şimdide “ilişkiler normale dönünceye kadar İsrail’le olan anlaşmalar askıya alınmış” mış… Bu, geçen sene ki “One Minute” olayından sonra bile ilişkiler askıya alınmaksızın sürdürüldüğü anlamına geliyor.

    İlişkilerin normalleşmesi yaraların kabuk tutması, olayın gündemden düşmesini beklemek anlamına gelen politik bir dil. ‘One minute’ sahnenin önü. Arka planda yapılan anlaşmalar, işbirliği vs.

    Türkiye ne olursa olsun İsrail’e rest çekmiyor, çekemiyor çünkü... Varın bunun da adını siz koyun.

    Hele Sayın Arınç’ın “bizden hiç kimse İsrail’e savaş ilan etmemizi beklemesin” açıklaması.

    İsrail’i oldukça rahatlatmıştır değil mi?

    Son olarak Gülen cephesindeki bana göre sürpriz olmayan sessizliğin nedenleri üzerine düşünelim. Bu menfur hadisenin yaşandığı aynı gün, İskenderun’da hayatını kaybeden askerler için TSK’ ya övgülerle dolu bir taziye mesajı yayınlayan Gülen, bu alçak baskına dair bir satırlık üzüntü ifadesini bile çok görerek, Amerika’nın tepkisi paralelinde hareket etmek zorunda olduğunu bir kez daha göstermiştir.

    Her şeyi hakkıyla bilen Rabbimizin ayetlerine bir kez daha bakalım ve düşünelim. Hükümler ne kadar açık ve net.

    “Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. Nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. Sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. Allah'ın emri budur. Eğer Allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. Fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.” Muhammed 4

    Sadece Rabbimizin emir ve yasaklarına amade, düzenin tüm baskı ve dayatmalarından azade günlerin gelmesi dileğiyle…

    Bu yazı toplam 2461 defa okunmuştur
    Yorumlar
    Toplam (13) adet yorum yapılmıştır| Diğer Yorumlar
    Burhan Gülcan
    slm
    ihanet zincirine halka olmaya devam eden gafiller hainlerin elinde oyuncak olmuş.
    Tahir Kurtça
    Dikkat!
    Cidden bu yazıyı yayınlamanızdan ötürü ben utandım. Meseleyi bu derece anlayamamış olduğunuz halde, üzerine yorum yazma girişiminiz ciddi bir hayal kırıklığı benim açımdan.
    adem ay
    merhaba nuray abla
    nuray abla yayın hayatında basırılar dilerim Allah işini gücünü rast getirsin
    Hükümetin göndereceği referanduma ne yönde oy vereceksiniz?
    EVET
    HAYIR
    Anket Tarihi : 16.07.2010
    © 2007-2008 Tüm hakları saklıdır.
    İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz