• • Akşam
    • Birgün
    • Bugün
    • Cumhuriyet
    • Dünya
    • Fanatik
    • Fotomac
    • Fotospor
    • Güneş
    • Hürriyet
    • Milli Gazete
    • Milliyet
    • Posta
    • Radikal
    • Referans
    • Sabah
    • Star
    • Takvim
    • Tercüman
    • Türkiye
    • Vakit
    • Vatan
    • Yeni Asya
    • Yeni Şafak
    • Zaman
  • Karakter Boyutu
    Hangi tarafta olmak istemezdiniz?
    Mustafa Tolga
    30 Haziran 2010 Çarşamba 00:19
    “SİZ EY imana ermiş olanlar! Niçin bir türlü söylüyor, başka türlü yapıyorsunuz; yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah nazarında en tiksinti verici şeydir! Gerçek şu ki Allah (yalnızca) kendi davası uğrunda, sağlam ve yekpare bir bina gibi, kenetlenmiş saflar halinde savaşanları sever.” (Saff suresi 2- 4)
     Bir türlü söyleyip başka türlü yapmak… 
    Ne çok karşılaşır olduk değil mi bu durumla? Her köşe başını tutmuş, her girilmezin içine yerleşmiş, her görünürün içinde görünmez olmuş tiksindirici davranışlar.
     Sakallıların, mini eteklilerin, kravatlı bey efendilerin, önlüklü çocukların, yedisinden yetmişine toplumun her kesimin bir şekilde bulaştığı, hiç olmazsa karşılaştığı bu özellik yadırganmaz oldu artık günümüzde.
     Oysaki görüldüğü yerde katli vacip olan bu davranışlar gün geldi yadırganmaz oldu ve gün gelecek olmazsa olmaz olacaklar.
    Olmazsa olmazlarımızı Allah’ın dışındakilerin belirlediği hayat tarzlarının getirdiklerini çok da kınamamak gerek aslında. Böyle olmasını dileyen bizler, şikâyet etmeyen yine bizler. Ve bizler bu davranışlar içerisinde bir hayatı ve ilişkileri artık yadırgamıyoruz. Davranışları ve böyle davrananları sevmeye, onları kendimize dostlar edinmeye başladık.
    Olması gerekenin tam aksi değil mi?
     Bizi sevenin ve bizden razı olanın Allah olmasını dileyen müslümanlar olmak yerine rıza göstermesini dilediğimiz o kadar çok şey var ki! Ve bu var olanların sayısı her geçen gün çoğalmakta.
     Bu çoğalan değerlerle kurduğumuz gündelikler ve gelecekler kocaman binalarmış gibi yolumuza dikilmişken onların Rabbimizin dediği gibi birer toz yığını olduklarını göremez bir durumdayız.
    Bizler ötekilerle (ben bu terimi Allah’ın karşısındaki her şey olarak tanımlıyorum) o kadar çok birlikte olmaya ve onları içimizden biriymiş gibi görmeye başladık ki renklerimiz, dillerimiz ve davranışlarımız birbirlerinden ayırt edilemez hale geldi.
    Haramları ve helalleri belirleyerek başladığımız bu yolculukta akla karayı karıştırır hale gelmenin ötesinde doğruyla yanlışı ayırt edecek insanların da doğruyu ve yanlışı bilmediği bir durumdayız.
    Kimine göre olması gereken diye başladığımız cümlelerimizde Allah’tan uzak karaladığımız her satır bizleri karanlığın içine bir adım daha sürüklemektedir. Sıkı sıkıya tutunduğumuz sözde modern değerlerin sürüklediği sonu görmeyi istemek akıl sahibi bir insanın isteyeceği bir şey olmasa gerek.
    Yüce Rabbimiz Kur’an’ında sevdiklerini tanımlarken durduğumuz yerden onu anlayabilmek hiç kolay olmayacaktır. Allah’ın ayetlerinin ve emirlerinin yönlendirmediği hayatlarımız bizim O’nun bizden istediği sapa sağlam binayı kurmamızda bir fayda sağlamayacaktır.
    Temelini Allah’la doldurmadığımız her yapı ne kadar gösterişli olursa olsun yıkılmaya mecburdur. Ve müslümanım diyenlerinde bu binanın altında kalması Müslümanlıklarını tekrar gözden geçirmelerini gerektiren bir durumdur.
    Şunun bunun, kocaman devletlerin, kudretli hükümdarların, cepleri şişkinlerin, güç sahiplerinin, sömürenlerin, hak yiyenlerin yanında olmak, onlardan biriymiş gibi hayatı yaşamaya çalışmak yukarıda geçen ayetin tam da tersi bir durumla karşılaştırır bizi.
    Bizler (yalnızca) O’nun davası uğrunda, sağlam ve yekpare bir bina gibi, kenetlenmiş saflar halinde savaşmayı beceremediğimiz sürece Allah’ın sevdikleri arasında yerimizi almayı bir hayal olarak bile göremeyiz.
    Bugün içinde bulunduğumuz birliktelikleri, modern hayatın tabiriyle sosyal kulüpleri ve ilgi alanlarını bir düşünürsek bunların hiçbirinin Allah’ın rızasını kazanmak gibi bir gayretlerinin olmadığını görürüz. Layık düzenlerin layık insanları olarak giriştiğimiz bu mücadele bizi şeytanın uşağı olmaktan ve cehennemi hak etmekten öteye götürmeyecektir.
    Bir tarafta Allah, bir tarafta diğerleri… Bir tarafta Allah’ın istediği tarzda binalar gibi kenetlenmiş halde müslümanlar, diğer tarafta tüm gösterişlerine rağmen en ufak bir rüzgârda yıkılmaya mahkûm toz yığınları… Bir tarafta Kur’an’la yaşamaya çalışan müslümanlar, diğer tarafta kıblelerini şaşırmış biçareler.
    Sorun; hangi tarafta olmak istemediğimiz.
    Karar bizim…
    Bu yazı toplam 158 defa okunmuştur
    Hükümetin göndereceği referanduma ne yönde oy vereceksiniz?
    EVET
    HAYIR
    Anket Tarihi : 16.07.2010
    © 2007-2008 Tüm hakları saklıdır.
    İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz